Kürtleri esareti altına almaya çalışan Sosyalist, Leninist siyasetçiler; aile, namus, haya gibi toplumun temel öğelerini hedef haline getirmeye devam ediyorlar. Aile bütünlüğü ortadan kalkan bir toplumda her türlü şiddet, baskı ve anarşiyi görmek mümkün. Ahlaki açıdan çürümeye başlayan bir halk üzerinde her türlü operasyon çok rahat bir şekilde yapılabilir. Otuz yılı aşkın bir süredir Kürtlerin sosyal yaşamı üzerinde yapılan tahribat tahmin edilemeyecek kadar büyük. Kürt kızlarının ve erkeklerinin dağa çıkarılması, bu kişilere cinayet işlettirilmesi, İslami yaşayışa ters olan bir yaşam biçimin uygulanması verilecek örneklerden sadece bir kaçıdır.
HDP'nin siyasi çizgisi sabıkalarla doludur.
Örneğin; HDP, Rusya’nın hava sahamızı ihlal etmesi sonucu yaşanan uçak krizinden sonra “İhanet Siyaseti” içerisine girmiştir. Anında Rusya’ya destek ziyareti gerçekleştirerek Türkiye’yi sırtından hançerlemeye çalışmıştır.
Özellikle Aralık ayında PKK terör örgütünün şehir merkezlerinde başlattığı el yapımı patlayıcılarla tuzaklanmış çukur ve barikatlarını HDP kısa bir sürede bağrına basmaya başlamıştır. Bu şekilde uygulamaya başladığı “Çukur Siyaseti” ile bölge halkında büyük tepki gören HDP’nin her türlü şiddet çağrısı da halkta karşılık bulmamıştır. Ülkesine bağlı olan Kürt halkından istediklerini alamamışlardır.
Eşcinsellerin Taksimdeki yürüyüşlerinde boy göstermek, eşcinsel bir kişiyi milletvekili seçimlerinde aday listesine koymak ve en son olarak Diyarbakır gibi bir şehirde, eşcinseller için program tertip etmek HDP’nin eşcinselliğe verdiği önemi ortaya koymaktadır.
Bugün geldiğimiz noktada ibneler üzerinden siyaset yapmak, HDP’nin siyasi vizyonunun en büyük göstergesidir. HDP ve ona bağlı olan çeşitli Sivil Toplum Kuruluşlarının bu faaliyetleri, siyasi literatürde "İbne Siyaseti" olarak yer alacaktır.
Büyük bir toplumsal ahlaksızlık olan eşcinselliği olağan bir mevzuymuş gibi sunmak, o toplumun gelecekte nasıl şekillendirilmek istendiğinin belirtisidir. Dün tehditle, baskıyla ve türlü oyunlarla dağa çıkarılan gençlerin yerine, bu kez LGBT'ye katılım için gençlerin yönlendirilmeyeceğinin garantisini kim verebilir? Bugün eşcinselliğe pirim veren bu zihniyetin, yarın ensest ilişkileri meşru göstermeyeceğini kim iddia edebilir?
Bugün her bir ferdimize düşen görev; bu tür sapkınlıkları yapanları, gördüğümüz her yerde afişe etmektir. Gelecekte çocuklarımıza güzel bir dünya bırakmanın yolu bugün üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmekten geçer.
