Bir parti düşünün, IŞİD tarafından sürekli okşansın.
Bir parti düşünün, IŞİD terör örgütünün sözcülüğünü yapsın.
Bir parti düşünün, sırtını İŞİD’e yaslasın,
Bir parti düşünün, IŞİD’i öven pervasızca açıklamalar yapsın,
Bir parti düşünün, Milletvekilleri IŞİD militanlarının cenazelerine katılsın,
Bir parti düşünün, IŞİD militanlarının cenazelerine katılmayan Milletvekillerine disiplin soruşturması açsın.
…………………..
Böyle bir partiyi ne hale getirebileceğimizi, neler yapabileceğimizi düşündünüz mü hiç? Ben düşünemiyorum. Düşünürken bile ürperiyorum. IŞİD’le bu şekil hemhal olmuş bir partiyi değil seçimlere sokmak, ülke içerisine bile sokmazdık herhalde.
Öncelikle duyarlı birer halk olarak o partinin kapatılmasını isterdik. Yöneticilerinin cezaevine atılmasını, bu kadar insanı katleden bu örgütün, şehirdeki savunucularının bir daha dışarı çıkmaması için toplumsal baskı yapardık.
İşte yukarıda saydığım bütün terör faaliyetlerini yapan bir siyasi parti var. Evet var yanlış duymadınız. Fakat “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali, susturulmuşuz. Belki sürecin uzun olmasından dolayı da biraz alıştırılmışız. Bu nedenle duyarsızlaştırılmışız. Artık gözlerimiz içimizde dolaşan katilleri görmüyor. Üstü başı kan kokan hainleri burnumuz algılamıyor. Sindirilmişiz. Biz çoğuz. Hakkı biliyoruz. Konuşuyoruz bazen, fakat bir avuç yavuz hırsız bizi susturuyor. Çünkü bütün yöntemleri iyi biliyor. Kaybedecek bişeyleri yok.
Şaibelerle dolu Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarıyla “cambaza bak, cambaza” dercesine, asıl katilleri unutturmaya çalışıyorlar. Onları kamufle etmeye çalışıyorlar.
Evet bugün PKK terör örgütüyle ayırt etmekte güçlük çektiğimiz bir siyasi parti var. Siyasi derken, hala siyasi olamamış, bir ayağı dağda, bir kulağı Kandilde, bir gözü Kuzey Irakta olan bir parti var. Parti dediğimiz zaman bizler şunu anlıyoruz. Siyasi örgütlenmesini tamamlamış, anayasal sınırlar çerçevesinde, benzer siyasi düşüncelere sahip kişilerin ülke yönetiminde söz sahibi olmak için bir araya gelerek meydana getirdikleri oluşum. Fakat şunu göz ardı ediyoruz. PKK (Kürdistan İşçi Partisi), DHKP-C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi) de bir partidir. İsminde parti geçen her oluşum legal değildir. Bu nedenle bunların söylemlerine ve eylemlerine bakmak lazım. Dervişin zikrine baktığımız zaman, fikrini anlayabiliriz. Çok açık söylüyorum. Bugün falanca isimle meclise giren grubun, yarın PKK ismiyle meclise girebileceğini kestirmek güç değil. Veya terörize olmuş bir parti örneği karşımızda duruyorken, PKK’nın da meclise girme talebini absürd karşılamamak gerekir.
Partileşmiş, fakat siyasi olamamış gruplar, terör örgütüdür. Bu gruplar, ya siyasetin çizdiği çerçeve içerisinde faaliyet sürdürürler. Ya da illegal oluşumlar hangi muameleyi görüyorsa o muameleye maruz kalırlar
