Başıboşluk, nemelazımcılık, sorumsuzluk, eyyamcılık, umursamazlık, arsızlık, ahlaksızlık, edepsizlik, saygısızlık, gürültü, patırtı, basite alma, değer vermeme, alay etme, kırma, dökme, yıkma, vs., vb., vd…
Dikkat ederseniz bunların hepsi akıl ve irade sahibi kılınmış insan eylemleridir. Peki bütün bunlar neden?
Bu soruya en güzel cevabı verecek olan insanı yoktan var eden, onu akıl ve irade sahibi kılan Allah Azze ve celle dir. Buyuruyor ki Rabbimiz: “ insan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.” Kıyamet 36.
Bu ayetin tefsirini yaparken müfessir şu açıklamalarda bulunuyor: “ Arap dilinde 'İblus-Suddi' ağzına ne gelirse yiyen ve başıboş gezen yular sız deve demektir. Ayetin manası da bununla ilgilidir.
Yani insan tıpkı bir yular sız deve gibi kendini sahipsiz ve başıboş zannetmektedir. Sanki onu yaratan onu yeryüzünde sahipsiz ve başıboş bırakmış. Ona hiçbir mükellefiyet yüklememiş, her şey ona serbest bırakılmış ve bir zaman sonra ondan yaptığının hesabı da sorulmayacak zannediyor.” Tefhimu’l Kur’an.
Keşke demek iyi değil ama keşke böyle olsaydı. Yani, yaptıklarımızdan hesaba çekilecek olmasaydık. O zamanda ortaya şöyle bir manzara çıkardı; hesaba çekileceğini bilen insan yukarıda sayıldığı gibi sorumsuzca davranıyorsa, hesaba çekilecek olmasaydı acaba nasıl davranırdı? Kendimi iyi ki hesap var demekten alıkoyamıyorum.
İnsan, akılsız, iradesiz ve şuursuz olan hayvanlar gibi davranamaz. Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi, “aldığımız nefesi bile hemen geri veriyorsak”, “ dünyada yararlandığımız nimetlerden hesaba çekileceksek” (tekasur 8) bu dünyada baki değil faniysek, yaratılışımızın bir gayesi var ise, Allah’ın arzında O’nun müsaadesi ile yaşıyorsak, O’nun yağdırdığı yağmurdan, O’nun bitirdiği ekinden, O’nun çıkardığı sudan istifade ediyorsak, istediğimiz gibi başına buyruk hal ve hareketlerde, eylem ve söylemlerde bulunamayız.
'Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve sizin gerçekten bize döndürülüp-getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?' Mu’minun 115.
O halde sorumluluğumuzun bilincinde, ölüm, kabir, berzah, mahşer, hesap, mizan, sırat, cennet ve cehennem şuuruyla hareket etmeliyiz. Buyuruyor ki efendimiz: “ hepiniz çobansınız (sorumluluk sahibisiniz) ve hepiniz sürünüz den(yetki alanınızdan)sorumlusunuz.
