1- 1938’de 3, 1939’da 1, 1944’te 2 ve 1945’de 3 olmak üzere dini propaganda (!) yapan 9 yayın ile 1938’de inkılap aleyhtarı 1 yayına yasak getirilmiştir. Din Klavuzu, Iman ve Amel, Ayet, Hadis ve ahlaki öğütleri içeren Arapça levhalar,Dua Mecmuası, Çocuklarımıza Din Okuma Kitabı,Tam ve Ilaveli Mevlüdü, İslamiyet'te Tesettürü Nisvan adlı kitaplar yasaklanan kitaplardan bazılarıdır.
2- Ahmet Hamdi Akseki tarafından 1943 yılında “Peygamberimiz Hz. Muhammed” (sallallahu aleyhi vesellem) adlı bir kitap, Sebilürreşad yayını olarak bastırılıp piyasaya çıkarıldıktan sonra Dahiliye Vekaleti (İçişleri Bakanlığı) tarafından sakıncalı (!) bulunarak toplattırılmıştır. Bunun üzerine kitabın yazarı, toplattırılma sebebini öğrenmek üzere müracatta bulunmuş, verilen cevap ise çok manidardır. 'Bizler her ne surette olursa olsun, gençlik için dini bir zihniyet fideliği vücuda getirilmesine taraftar değiliz'
3- 4 Ocak 1932 tarihinde yayınlanan bir talimatnamede; Harf Devrimi Kanunu’na aykırı olarak Arap harfleriyle eğitim yapmak için gizli veya aleni dershane açanların ve bu dershanelerde eğitim verenlerin, Türk Ceza Kanunu’nun 526’ıncı maddesi gereğince üç aya kadar hafif hapis veya 10 liradan 200 liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiş. Bu nedenle '3 adet Mevlüt, 5 Tebareke Cüz’ü, 25 Amme Cüz’ü, 1 Kadesemiallah, 7 Kur’an-ı Kerim, 10 Elif Cüz’ü, 2 Minder, 1 sıra' gibi suç aletleri tespit edilmiştir.
4- Yine 1938 yılında Arapça namaz duası okumak ve eğitim vermekten Çankırı, Kastamonu, Isparta, Bursa, Rize, Erzurum, Urfa, Giresun, Konya, Rize ve Çorum gibi illerde haklarında yasal işlem yapılan kişiler olmuştur.
5- Emniyet Umum Müdürlüğü, 1940 yılında `Medeni kıyafete aykırı kisve taşıyanlar hakkında´ bir emir yayınlayarak, devrimlere aykırı ve belli bir maksada yönelik olarak kasketlerini ters giyen erkekler(namaz kılmak için şapkayı ters çevirmek de yasaktı) ile peştamal giyen, yüzünü örten, peçe takan kadınların takip edilip bunlara müsaade edilmemesini istemiştir.
6- 1932 ile 1950 yılları arasında Arapça ezan, kamet ve Kuran okumak yasaktı. Hatta İnönü işi o kadar çığırından çıkarmıştı ki Namazda Türkçe dua edilmesini istemiş fakat mevcut siyasi atmosfer uygun olmadığından dolayı bunu gerçekleştirememiştir.
7- 1925 ile 1949 yılları arasında 24 yıl boyunca Hacca gitmek resmen yasaktı. Buna karşılık Komünizm ile yönetilen Rusya'da dahi böyle bir yasak yoktu.
8- Yine bu dönemde 2815 Cami ya yıktırılmış, ya satılmış ya da ecza deposu, tahıl deposu, askeri depo, parti binası ve ahır olarak kullanılmıştır.
9- 25 Kasım 1925 tarihinde çıkarılan Şapka Kanunu ile yüzlerce kişi asılmış, binlerce kişi hapis cezası almış, on binlerce kişiye zulmedilmiştir.
Şapka mevzusu o kadar trajikomiktir ki bunlar saymakla bitmez. Zorunlu olmasının yanında şapkanın fiyatının çok yüksek olmasından dolayı çıkarılan kanun ile memurlara bir yıl ödemeli şapka kredisi verilmiştir. (Bu dönemde bir şapka 80 lira, 1 ekmek ise 5 kuruştu)
10- 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan Harf İnkılabı ile bir gecede milyonlarca insanın tarihi ile bağları kesilerek cahil bırakılmıştır.
11- 3 Kasım 1924 tarihinde Halifeliğin kaldırılması ile Hanedan üyeleri bir gecede sürgün edilmiştir.
Bugün kasıtlı olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a dikdatör diyenler, kendi tarihlerini okuyunca halkın yüzüne bakamayacaklardır. Mustafa Kemal Atatürk ve Milli Şefleri dönemlerinde halka nasıl zulmedildiğini görünce topluma özür borçları olduğunu hatırlayacaklardır. Aynaya bakınca Dikdatörü uzaklarda aramalarına gerek olmadığını anlayacaklardır.
Bir Dikdatör düşünün ki, döneminde İmam Hatiplerin önündeki eğitim engellerini ortadan kaldırsın.
Kamunun her alanında ve eğitim öğretimde süregelen başörtüsü yasağını kaldırsın.
Farklı dil ve lehçelerde yayın yapan tv, radyo ve yazılı basına özgürlük tanısın.
Farklı dil ve lehçelerde eğitim veren kurslara onay versin.
İnsanların inançlarını yaşamaları üzerindeki baskıları ortadan kaldırsın.
Döneminde her türlü fikir ve vicdan özgürlüğü yaşansın.
Bölgeler arasındaki her türlü eğitim ve yatırım farkları ortadan kalksın.
Hatta kendisine Dikdatör diyenler de özgürce yaşamını sürdürsün.
Böyle Dikdatör'e can kurban ...
