Yaklaşan kurban bayramı vesilesi ile kurbanın taşıdığı mana ve ehemmiyeti yeniden hatırlamamız icap etmektedir. Yoksa bir hayvanı boğazlamaktan öteye gitmeyen, anlamını yitirmiş bir eylemle karşı karşıya kalırız.
Kurban denilince ilk aklınıza gelen İsmail as.’dır. Bunla beraber Adem as.’ın oğulları Habil ve Kabilin kurbanlarını da hatırlamamız gerekir. Zaten kurbanın mana ve ehemmiyetini bizim buralarda aramamız gerekir.
Her şeyden önce kurban bir ibadettir. İbadetler ise içerisinde Allaha yaklaşmayı barındıran vesilelerdir. Her bir ibadetle kullar eğitilmektedir. Arka planı olmayan bir tek ibadet yoktur. Namaz, fahşa ve münker den alıkoyar, oruç, sakınmamızı sağlar, zekat, paylaşmayı öğretir, hac, mahşeri bir provadır.
Kurban ibadeti ise adanmışlığı, teslimiyeti, kurbiyeti ve takvayı bünyesinde barındırır. Allah yolunda malların ve canların feda edilmesini sembolize eder. Düşünün ki, yıllarca bir çocuk sahibi olmak istemişsiniz fakat bir türlü çocuğunuz olmamış. Alabildiğine ihtiyarlamışken ve biyolojik olarak çocuk sahibi olmanız imkânsızken Allahu Teala duanıza icabet ediyor ve size bir çocuk veriyor. Ve o çocuk büyüyüp etrafınızda dolaşmaya başlayınca bir rüyada o çocuğu boğazladığınızı görüyorsunuz. İşte İbrahim peygamber tam da bunu yaşadı.
Bu kıssa Kur’anı Kerim de şöyle anlatılmaktadır:
(İbrahim) 'Ey Rabbim! Bana Salihler den (bir oğul) ihsan et!” Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul (İsmail) müjdeledik.
Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: 'Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?' dedi. Çocuk da: 'Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın' dedi.
Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz de ona şöyle seslendik: 'Ey İbrahim! ''Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.' 'Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.' (dedik)
Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik. Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık. Selam olsun İbrahim'e... İşte biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı. Saffat 100-111.
Bu kıssanın barındırdığı mana o kadar büyük ki, bunu düşünmek bile bugün birçoğumuz için çok zor. Allah’ın cc. isteği, insanların kendisine kurban edilmesi değil elbette. Kestiğimiz hayvanlar bile ona ulaşmaz. O’nun cc. bizden İsteği, O’na karşı samimi olmamız ve takva sahibi olmamızdır.
“Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Ancak sizden O'na yalnız takva ulaşır.” Hacc 37.


