Yaratılış gayesini kavrayamamış yada varoluşunu tesadüfe bağlayan zavallı insanlar için dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Bunlar öldükten sonra tekrar diriltilmeyeceklerini, ahiret hayatını, dolayısıyla mahşeri, hesabı, mizanı, cenneti ve cehennemi inkar etmekteler ve şu iddiada bulunmaktalar: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi zamandan başka bir şey yok etmez, derler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zannederler.”Casiye 24.
Allahu teala’nın da buyurduğu gibi bu iddia bilgisizce ortaya attıkları zandan başka bir şey değildir. Zan ise hakikat namına bir şey ifade etmez.
Üstad Mevdudi böyleleri için şu tespitte bulunur: 'Gözleri kör eden ve her türlü apaçık gerçeğe karşı onları taş gibi duygusuz hale getiren ahireti inkar etmeleridir. Bu inkarları onlara hayatın her konu ve meselesini önemsiz ve gayri ciddi kılmaktadır. Onlara göre her şey bütünüyle yok olacağına, hayattaki tüm çabalar sonuçsuz kalacağına, bütün gayeler, hedefler anlamsız olacağına göre, hak ve bâtıl eşittir ve birbirine benzer şeylerdir. Hayat mücadelesi tümüyle gayesiz ve varacağı bir hedef yoktur. Böyle olunca, kişinin hayat sistemini hak veya bâtıl temeller üzerine dayandırma meselesi tümüyle önemini yitiriyor.”
Böyleleri, ahiret hayatını inkar etmelerinden ötürü dünya hayatından azami derecede faydalanmanın gayreti içerisindelerdir. Her türlü lezzeti, hazzı, zevki ve şehveti tatmak ve yaşamak isterler. Yaşamlarının merkezinde bu dört gaye vardır: haz, zevk, şehvet ve lezzet. Bunlar için bir sınır, bir ilke ve ahlak yoktur. Bunların esamesi bile bunlar tarafından bilinmez.
Belli bir zaman bu oyuncaklarla oyalanırlar. Sonra bu oyuncaklarda bunları tatmin etmemeye başlar. İnkarın karanlık dehlizlerinde kaybolmuşlardır. Zulümat bunları çepeçevre kuşatmıştır. Sanki göğe yükseliyormuş gibi göğüsleri daralmaktadır. Ne aradıklarını bilmeden bir arayış içerisindedirler. Kalplerinde ve akıllarında cevabını veremedikleri yüzlerce soru zihinlerini tırmalamaktadır. Hangi yöne dönseler hakikat nuru gözlerini kamaştırmaktadır. Artık cehaletin cesurluğu da bitmiştir. Gerek rüyada gördükleri gerek dünyada şahit oldukları bazı olağan üstü hadiseler artık rahat vermemektedir. Çok çetin çelişkiler yaşamaktadırlar.
Bu haleti ruhiye içerisinde bir seçim yapmak zorundadırlar. Ya bugüne kadar karşı oldukları hakikate karşı kalplerini, gözlerini ve kulaklarını açıp onu kabul edecekler yada bütün genişliğine rağmen inkarlarından ötürü kendilerine dar gelen ve zindan olan bu hayatı yaşayacaklar. Yada???
