Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir dönemden geçiyoruz. Bütün ilkelerin yok edildiği, tarihsel duruşların ortadan kalktığı bir zaman dilimindeyiz. Karşıdaki düşman o kadar büyük olacak ki her türlü hassasiyet bir tarafa bırakılmış.
Bir tarafta dindarlara, Kürtlere, Alevilere her türlü baskıyı, devlet politikası olarak uygulayan bir zihniyet,
Diğer tarafta, anadilleri yasaklanmış, köylerinin isimleri değiştirilmiş, baskı ve zulüm gören bir halk.
Bir tarafta doğudaki dershaneleri kapatması yönünde tehdit edilen bir camia;
Diğer tarafta doğudaki her türlü dini faaliyete, çalışmaya izin vermeyen bir örgüt.
Bir tarafta, çözüm sürecini baltalamak için KCK yapılanması bahanesiyle Doğu ve Güneydoğudaki siyasileri tutuklayan bir yapı.
Diğer tarafta; belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve siyasetçileri tutuklanan bir siyasi parti.
Bir tarafta, darbe tehdidi adı altında cezaevlerine atılan onlarca üst düzey askeri personel,
Diğer tarafta; yürütülen askeri soruşturmalara avukatlığa soyunan bir siyasi parti.
Bir tarafta, yanlış istihbarat bildirerek Roboskide onlarca Kürt vatandaşın ölümüne sebep olan bir zihniyet,
Diğer tarafta sözde Roboskinin hesabını soran bir siyasi parti.
Bir tarafta sistematik bir şekilde her alanda kadrolaşan bir yapı,
Diğer taraftan 'F tipi yapılanma' dan rahatsız olan bir siyasi parti.
Bu başlıkları çoğaltmak mümkün. Fakat bugün öyle bir noktadayız ki; on yıllar boyu her türlü insani hakkı elinden alınan sözde Kürtlerin temsilcisi HDP ile bu zulümleri devlet politikası olarak uygulayan CHP koyun koyuna.
Doğu ve Güneydoğudaki Dershaneleri nedeniyle baskı gören, KCK soruşturmalarını yürüten, Roboski istihbaratını yanlış veren paralel yapı ile Doğu ve Güneydoğudaki her türlü dini faaliyetten rahatsız olan, KCK soruşturmaları nedeniyle siyasetçileri tutuklanan, Roboskinin faillerini arayan HDP kol kola.
Balyoz, Ayışığı, Sarıkız soruşturmalarını yürüten Paralel Yapı ile bu soruşturmaların avukatlığına soyunan CHP işbirliği içinde.
Peki, bu kadar zıtlığı bir araya getiren ne?
Örneklerden de anlaşıldığı bu kadar karşıt görüşü işbirliğine sevkeden tehlike büyük olmalı. Erdoğan düşmanlığı.
Kurduğu siyasi parti ile girdiği her seçimin galibi olmuş bir kişi, bu güne kadar ülkeyi gizli bir el olarak yöneten, ülkemiz üzerinde her tür tasarrufu yapan güçlerin hoşuna gitmediği ortada. Tarihi süreç boyunca birbirlerini günahları kadar sevmeyen bu grupların üst akıldan talimat aldıkları ve birbirlerine sıkı sıkıya bağlandıkları görülüyor.
Demokrasi ile yönetilen ülkemizde seçim ile işbaşına gelmiş bir iktidar, sadece ve sadece seçim ile iktidardan alınabilir. Bunun da kararı tamamen halkımıza aittir. Fakat bugün yapılan bu işbirliğini, bu karanlık ve kirli ittifakları halkımız hiçbir zaman unutmayacaktır...


