Bir dava düşünün ki, iddianamesi “Vatana İhanet” olsun!
Yargılanan kişiler “Türkiyeyi terör örgütlerine destek vermek” gibi bir kara propaganda yapsın.
Ve yargılama süreci devam etsin.
Böylesine önemli ve tamamen Türkiye’nin bir iç meselesi olan duruşmaya konu ile alakasız, kendine vazife çıkaran kişilerin gelip katılması kadar absürt bir olay yoktur.
Hele hele bu kişiler belli başlı bazı ülkelerin diplomatları ise durum daha da vahimdir.
Ortada bir yargılama devam ediyorken, böyle bir hareketin izahı olamaz.
Fakat, bu ziyarette şu ayrıntı iyi incelenmelidir. Duruşma salonuna Hollanda, İngiltere, İtalya, Belçika, Avustralya, İsveç, Polonya, İsviçre, Finlandiya, ABD ve Kanada Başkonsolosları ile Almanya’nın Ankara büyükelçisi katılıyor. Bu diplomatların tesadüfen ve spontane olarak oraya geldiklerini söylemek imkansız. Bunun yanında bu kişilerin bu hareketinden ülkelerinin de haberinin olmaması düşünülemez.
Böylesi bir tavrın başka bir örneği yok. Zaman zaman haksız yargılamaların olduğu bilinen bir gerçek. Fakat ziyaret için ihanet suçu ile yargılanan birisinin seçilmesi çok önemli bir ayrıntı. Bunun yanında halen karar aşamasında olan bir davanın bu şekilde tesir altına almak da apayrı bir husus.
Bazı kişilerin elinde kadehlerle “Peki ABD İstanbul Başkonsolosu da Erdoğan’ı ziyaret etmedi mi?” gibi suçlayıcı ifadelerine de tanık olduk. Böyle bir soru soran kişilere;
- Sayın Erdoğan’ın o dönem sadece okuduğu bir şiir yüzünden yargılandığını; kıyas edilen kişilerin “Vatana İhanet” suçlamasıyla yargılandığını,
- Cumhurbaşkanımıza yapılan ziyaretin karar duruşmasından sonra Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamında; bu kişilere ise duruşma salonunun önünde yapıldığını söylersek de anlayamayacaklardır.
Organize bir şekilde yapılan bu hareketin asıl amacı; eski Türkiye özlemidir. Talimat alan bir Türkiye arzusudur.
Resimler iyi incelendiğinde resimleri çeken kişinin İngiltere’nin İstanbul Başkonsolosu olduğu görülecektir. Burada bir nevi talimat alınan yere, katılım yapan diplomatların listesi de verilmek istenmiştir.
Burada bundan sonra merak edilen hususlar şunlardır;
- Kendilerine “mahkeme gözlemcisi” vazifesi çıkaran bu kişiler bundan sonra hangi tür davalara katılacaklar?
- Vatana ihanet dışında, ilgilendikleri başka bir alan var mı?
- Destek oldukları kişilerle mahkeme salonunda poz vermek dışında, bu kişilere ne gibi bir katkı sağlıyorlar?
- Destek oldukları bu kişilerin dışında ülkemizde sempati duydukları başka kişiler de var mı?
- Bu kişilere, uluslararası bir ödül verileceği muhakkak. Bu tahmini yürütmek zor değil. Bunlara Nobel Barış Ödülü gibi bir ödül verilebilir mi?
- Türkiye dışında da bu tür faaliyetler yapıyorlar mı?
Olaylara bu kadar duyarlı, demokrasiden ve insan haklarından yana olan bu sözde Batılı diplomatların, Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi’nin Kahire’deki duruşmasına katıldığı görülmemiştir. Çünkü mesele, haksız yargılama değildir. Mesele; haine kucak açma ve sırtını sıvazlama meselesidir.


