Geçenlerde Zaman Gazetesi önünde Kayyum atanmasından dolayı bir kısım insanlar orada toplanmış ve kararı protesto etmişlerdi. Daha sonra güvenlik güçlerinin 'dağılın' ikazına uyulmamış ve akabinde arbede çıkmıştı. Buraya kadar olanlar gayet olağan şeyler. Hemen hemen her izinsiz gösterinin senaryosu böyledir. Çıkan olaylarda yaralananlar olduğu gibi zaman zaman olayların kontrolden çıkması ile ölümlü kazalar da meydana gelir.
Güvenlik güçleri izinli veya izinsiz bütün gösterilerde alanda bulunmak zorundadır. Buna kimse itiraz edemez. İzinli gösterilerde güvenliği sağlamak, izinsiz gösterilerde de grubun dağılmasını sağlamak için görev alır.
Nitekim, Zaman Gazetesi önünde toplanan kalabalığa polis dağılın uyarısı yaptıktan sonra biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti. Oraya toplanan kitle bu sonucu çok iyi biliyordu. Çünkü kurallar açık ve netti.
Fakat, asıl ulaşılmak istenen tablonun oluşması için eylemde ısrar edildi ve polisin müdahalesi başladı. Nihayetinde başörtülü bir bayanın yere düştüğü, alnının yaralandığı resimler sosyal medyaya düştü. Yere düşüp alnını yere çarptı diyen de vardı, başörtüsündeki tokanın batması ile yaralandı diyende. Bayanın nasıl düştüğü ve alnının nasıl yaralandığı meçhul. Zaten kimse o konuyla da pek ilgilenmedi. Onlar için önemli olan başörtülü bir bayanın alnının yaralanmasıydı.
Bazıları zihin sınırlarını zorlayarak 28 Şubatta yapılan zulümlerle olayı bağdaştırmak istedi. Bir diğeri, muhafazakâr kesimin bu olaya sessiz kalmasına tepki gösterdi. Fakat hiç kimse o bayanları oraya gönderen zihniyete tek laf etmedi.
Şimdi soruyorum size!
Hiçbir zaman alanlara çıkmayan bu kişiler, bugün hangi kutsallar için sahnedeler?
28 Şubatta muhafazakâr binlerce insana zulmeden generaller için 'eğer aldıkları kararlar doğru ise 2 sevap, yanlış ise 1 sevap alırlar ' diyen zihniyet, ne oldu da bugün devlet tarafından yapılan işlemler karşısında kaplan kesildi?
Olay çok kirli. Verilmek istenen mesaj kasıtlı ve planlı. “Devlet başörtülü bacılarımıza zulmediyor”
Fakat işin enteresan tarafı halktan destek görmüyorlar. Çünkü halk, dünün zalimini iyi tanıyor.
Cumhuriyet Gazetesi bile var kurulan tezgahın içerisinde. Ertesi gün “Başörtülü Bacılar Yerlerde” sürmanşeti ile çıkıyor gazete. Düne kadar “irtica”naraları atan Cumhuriyet dahi bugün Zaman Gazetesi önünde eylem yapan bayanlara “Başörtülü Bacılar” diye hitap ediyor.
Buradan sesleniyorum! Biz sizin bacılarınızı çok iyi biliyoruz. Bizim bacılarımız, sizin bacılarınız olamaz. Sizin de “bacı” diye hitap ettiğiniz kişilerin, bizimle uzaktan yakından alakası bulunmaz.
