Terörizm ile mücadele sadece dağda yuvalanan militanlara karşı yapılmaz. Bunun yanında ovada, şehirde, iş yerlerimizde bu mücadele kararlı ve tutarlı bir şekilde sürdürülmelidir.
Teröre karşı topyekun bir mücadeleye girişilmelidir. Terörün eylemsel kanadı, lojistik kanadı, finans kaynakları, siyasi kanadı, propaganda kanadı mutlaka birlikte ele alınarak değerlendirilmelidir.
Bir taraftan; vatan evlatları şehit edilirken, diğer taraftan HDP’li siyasetçilerin PKK propagandası yapmasına müsaade edilmemelidir. Irkı ne olursa olsun hiçbir siyasetçinin bölücülük yapmasına fırsat verilmemelidir.
Bu nedenle; Ankara’da düzenlenen bombalı saldırıda yitirdiğimiz 28 canı henüz toprağa vermişken, HDP Van Milletvekilinin bombacı teröristin taziyesine katılmasına müsaade edilemez.
Sur’da onlarca güvenlik gücümüz şehit olmuşken ve bu mücadele hala devam ediyorken, Gültan Kışanak gibilerinin militanlara talimat vermesine, moral vermesine müsaade edilemez.
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ gibilerinin pervasızca tehditler savurması kabul edilemez. Haddini aşan bu gibi ifadelere gerekli yasal işlemler mutlaka yapılmalıdır. Böyle bir ifade özgürlüğü yok. Bunun adı düpedüz “vatan hainliği”dir.
HDP’li Belediyelerce teröre lojistik destek sağlanması, terörle mücadelede çok önemli bir güvenlik zafiyetidir. Halkın vergisinin bir kısmı terörle mücadeleye harcanırken, diğer kısmı ile terörün desteklenmesinin önüne geçilmelidir.
Siyasetçi, gazeteci, işadamı, devlet memuru kostümüne bürünüp bölücülük yapanlara fırsat verilmemelidir. Gerekli yasalar çıkarılarak veya var ise mevcut yasalar işletilerek terör ile uzaktan, yakından bağı olanlar adalete teslim edilmelidir. Bu konuda tereddüde düşülmemelidir.
Bir Kürt olarak söylüyorum. Bu yapıldığı zaman; Kürtlerin haklarını engellenmiş olmaz. Aksine, ülkemizde 14 yıldır devam eden demokratik adımları baltalayan bu kişiler engellenerek, toplumun huzur içinde yaşaması sağlanmış olur. Halkın aşına, ekmeğine, can güvenliğine göz koyanlara gerektiği gibi muamele edilmiş olur.
Sırtını PKK’ya, PYD’ye, DHKP-C’ye ve şu günlerde Rusya’ya ve ABD’ye yaslayanlara, yaslanacakları daha güvenilir bir cezaevi duvarını çok görülmemelidir. Hükümet bu konuda cesur adımlar atarak, Kürtlerin damarlarında adeta birer virüs gibi dolaşan aklı, fikri, zikri bu coğrafyaya ait olmayan, gırtlağına kadar teröre bulaşmış bu kişileri rehabilite etmelidir.
Çünkü; “Serok Obamacılar, Serok Putinciler” bu coğrafyaya kan ve gözyaşından başka bir şey veremez!
