Menü Besni, besni, Gazetesi, BESNI, BESNİ, BESNİ GAZETESİ, Besni Gazetesi, Besni Haber, Reklam, kaşe, kase, tanıtım, broşür, brosür, gazete besni, afis, afiş, Adıyaman Haberleri, son dakika, son dakika haberler,
Fatih POLAT

Fatih POLAT

Tarih: 24.09.2015 16:38

Büyüklerin Ellerinden, Küçüklerin Gözlerinden…

Facebook Twitter Linked-in

Geçen haftaki yazımızı kurbanla alakalı şu ayeti kerime ile noktalamıştık: “Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Ancak sizden O'na yalnız takva ulaşır.” Hacc 37. Peki kurban kesme eyleminde Allahu Teala ya ulaşacak nasıl bir takva vardır? Bu hafta da bu soruya cevap bulmaya çalışalım.

Bu konuda öncelikle Hz. Adem’in çocukları Habil ve Kabil’in kıssasını hatırlamaktayız. Bu iki kardeş Allaha birer kurban takdim ediyorlar. Habil’in kurbanı kabul edildiği halde Kabil’in kurbanı kabule layık görülmüyor. Bunun sebebine gelince; Habil çobanlıkla geçinen bir insandır. Allaha kurban takdim etmesi istendiğinde, sahip olmuş olduğu en iyi hayvanını hiç tereddüt etmeden  feda etmenin cehdi, gayreti ve isteğiyle kurban etmiştir. Kardeşi Kabil ise, çiftçilikle geçimini sağlayan biridir. Aynı şekilde buna da Rabbine bir kurban takdim etmesi söylendiğinde elinde bulunanın en kötüsünü kurban etmek istemiştir. Neticede her ikisinin de kurbanları aslında Allaha ulaşmamaktadır. Ama ortaya çıkan  niyetler vardır ki, biri Rabbine en iyisini layık görürken diğeri en kötüsünü layık görmektedir. Burada Rabbine sahip olduğunun en iyisini takdim eden Kabil’in samimiyetini, teslimiyetini ve takvasını görmekteyiz. İşte Allahu Teala kullarından bunu istiyor ve kendisine ulaşacak olanın ancak bunlar olduğunu söylüyor.

Daha sonra Hz. İbrahim ve İsmail’i hatırlamaktayız. Biri (İbrahim)Sadakati,  diğeri (ismail) teslimiyeti öğretir bize. İbrahim as. gördüğü rüyaya sadık kaldı. Rüyasında oğlunu boğazladığını görmüştü. Peygamberlerin rüyası vahiy çeşitlerinden biriydi. Dolayısıyla Rabbi kendisinden oğlunu kurban etmesini istemişti. Bu bir sadakat ve teslimiyet sınavıydı. Hemen harekete geçti. Rüyasını oğluna anlattı ve ne düşündüğünü sordu. Oğlu da hiç tereddüt etmeden “ babacığım sana ne emrediliyorsa yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. Ve Rabbinden gelen emre boyun eğdi, itaat etti ve teslim oldu. Neticede ikisi de imtihanı başarıyla geçti ve tüm insanlığa Rablerinin emirlerine karşı nasıl bir tavır ve tutum içerisinde olmaları gerektiğini öğrettiler.

İşte Rabbimizin bizlerden istediği bu şekilde bir duruştur. Emirleri karşısında bahaneler, mazeretler üretmemektir. Ne olursa olsun (mal, makam, vakit, nakit vb. ) gerektiğinde kendisine kurban edebilmemizdir. Dikkat edilirse bu talim ve terbiye insanlara, insanlığın iki atası ve evlatları üzerinden verilmektedir. Çünkü talim ve terbiye öncelikle aile nin işidir.

 Şu hususu da unutmayalım; kurbanlarımızı boğazlarken benliğimiz de var olan kibir, riya, düşmanlık gibi Rabbimizin kesinlikle sevmediği hususları da Rabbimiz için boğazlayalım. Kurbanımızın kanının aktığı gibi bu hoş olmayan şeylerde kalbimizden ve benliğimizden akıp gitsin.

Son olarak Cahit Zarifoğlunun zarif bayram şiiriyle bayramınızı kutlamak istiyorum.

Büyüklerin ellerinden,
küçüklerin gözlerinden,
Beyrut'un toprağından,
Bosna'nın bayrağından,
Ebu Zer'in yalnızlığından,
Bilal-i Habeşi'nin ilk ezanından,
Tarık bin Ziyad'ın kılıcından,
Filistin'li Cafer'in haykırışından,
Gazze'nin gözyaşından öpüyoruz...

iyi bayramlar meleklerin şehri gazze
iyi bayramlar utancımız, açlığımız afrika
iyi bayramlar ömer muhtarın soylu çocucukları
iyi bayramlar acının ölümün ülkesi suriye
iyi bayramlar kırılganlıklar, üzüntüler
iyi bayramlar ey H Ü Z Ü N...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —