Yine yaz mevsimi geldi ve maalesef gerek örtülü (!) açıklar gerek de giysili (!) açıklar çarşı ve pazarlarda arz-ı endam etmeye başladılar. Giysinin ve çıplaklık kültürünün arka planına bakmadan önce şu hususu önemine binaen hemen belirtmeliyim ki, çıplaklık yada insanın tenini teşhir etmesi bu toplumun ahlaken çözülmesinde ve çöküşünde en büyük etkendir ve buna sebep olanlar mes’ul’dürler.
“Örtünme insanlık tarihiyle yaşıt ve insani bir özelliktir. Yapılan araştırmaların genelinde ortaya konulduğu gibi; giysi, insanın en az üç gereksinimine cevap verir: Evvela soğuktan, sıcaktan, kardan ve yağmurdan korur. İkincisi, iffet, ar ve namusunu korur. Üçüncüsü, süslülük, güzellik ve vakar bahşeder.” Kaynak: çıplaklık kültürü/kültürel çıplaklık.
Çıplaklık ise ne insanı sıcaktan ve soğuktan koruyabilir, ne iffetini ve namusunu koruyabilir ve nede insana bir güzellik ve vakar verebilir. Aslında elbise insanın ilk evi mesabesindedir. Nasıl ki insan kendini evinde mutlu, huzurlu ve emniyette hisseder elbisede insana bu duyguları yaşatır.
“Her toplumda kadın ve erkek giysilerinin çeşit ve nitelikleri o toplumun iktisadi, toplumsal ve iklimsel şartlarına bağlı olmakla birlikte özellikle o topluma hakim olan değerlere ve dünya görüşüne tabidir ve hatta o dünya görüşünün göstergesi ve aynasıdır.” Age.
Giysi bir kimliktir. Çoğu zaman bizler insanları ilk etapta elbiselerinden tanırız. Doğunun ve Batının, Güneyin ve Kuzeyin elbiseleri, tıpkı coğrafyaları gibi birbirlerinden farklıdır. Giysi bir kültürdür. Yeryüzünde ne kadar kültür varsa o kadar da farklı giysi türleri vardır. Ve giysi inançtır ibadettir.
Dolayısıyla bugün dini İslam olan birçoklarının sözüm ona giydikleri giysileri, inandıkları dinin kabul edeceği bir giysi ve örtünme türü değildir. İslam dini insan hayatının tamamını kuşatır ve hiçbir hususu ihmal etmez. Kendisini tanıtırken “Elhamdülillah Müslümanım” diyenlerin her konuda temel referanslarının İslam dini olması gerekmektedir. Kişilerin kafalarına göre inanmaları, ibadet etmeleri, giyinip kuşanmaları İslam dini açısından söz konusu olamaz. Çünkü bu dinin kaynağı vahiydir. Vahyin sahibi ise Allah Azze ve Celle dir. Eğer birileri kalkıp haddini aşarak “bana göre inanç budur, ibadet şudur, örtünme kalp temizliğidir” gibi laflar ederlerse haşa Allaha dinini öğretmeye kalkmış olurlar ki bu ise tuğyandır.
Kadın öncelikle insandır ve insan, her şeyden önce şerefli ve değerli bir varlıktır. Onun değeri şehvetperest ilkel ve medeni toplumlarda olduğu gibi sadece bedeninden ötürü değildir. Bugün kadını açan zihniyet ve düşünce sadece şehvetlerini tatmin etmenin peşindedirler. Bu zihniyetin kadın telakkisi şudur: “ kadın yalnızca cisim dir ve kadının karşısında erkek tümüyle göz dür. Kadın, erkeğin kendisini sürekli göz terazisinin iki kefesinde tarttığı ve kendisine değer biçtiği bir eşyadır.” Age.
Madem ki böyle o zaman: Ey teninde milyonlarca göz izi olan kadın! Unutma ki sana bu daracık ve kısacık elbiseleri giydiren zihniyet, senin bedenin üzerinden hem şehvetini tatmin ediyor hem de cebini dolduruyor. Onların derdi sadece nefisleri. Hadi onları anladık da sana ne oluyor? Sen niçin bu tuzaklara düşüyorsun? Senin için mesele kişilik meselesi ise kusura bakma ama çıplaklık senin kişiliğini örtüyor ve sadece seni aldatıyor. Birilerinin kem gözleri senin üzerinden hiç eksik olmuyor. Yok eğer meselen Avrupalı kadın gibi açılarak, saçılarak medeni (!) olduğu zehabına kapılmak, medeni görünmek ise o zaman sana üstat M. Akif’in şu sözünü hatırlatırım:“Kim demiş Avrupa insanı medeni. Ne edep var ne haya çırılçıplak bedeni. Medeni olmak açmaksa bedeni, Desenize hayvanlar sizden daha medeni.”