İnsan, fıtratı itibariyle sosyal bir varlık olmasına rağmen, özellikle yaşadığımız çağ itibariyle bu özelliğini hızla kaybettiğine ne yazık ki şahit oluyoruz.
Şimdilerde şöyle bir manzara mevcut; etrafında olup bitenlere duyarsız, bütün reflekslerini kaybetmiş, umursamayan, aldırmayan, -moda tabirle- takmayan kalabalıklarla karşı karşıyayız.
Bu söylediklerimize örnek sadedinde şunları verebiliriz: bir kavga gördüğünde ayırması gerekirken seyretmekle yetinen, bir kaza gördüğünde bakıp geçen, bir hırsızlığa şahit olduğunda bana ne diyen, herhangi bir yardıma muhtaç birine sırt çeviren, ahlaksızlığa müdahale etmeyen vb. sayılamayacak kadar örnekler ve suskun kitleler.
Kendi dünyasına kapanan ve kaybolan, yalnızlaşan, paylaşamayan, mutsuz, huzursuz ve umutsuz insan yığınlarıyla karşı karşıyayız maalesef.
İnsana düşen hayata müdahil olmasıdır. Etrafında olup bitenlere karşı duyarlı olmasıdır. Bir kötülük gördüğünde onu eliyle yahut diliyle savmaya çalışmasıdır. Hiç olmazsa kalbiyle onu kabul etmeyerek tepkisini canlı tutmalıdır. İnsan ancak bu şekilde faydalı olur ve gerçek anlamda fıtratının gereğini yapmış olur.
Bugün fuhşun, faizin, kumarın, içkinin, yalanın, ihanetin en genel ifadesiyle kötülüğün bu kadar artmasında ve yaygınlaşmasında insanın etrafına duyarsızlaşmasını, bana neciliğini ve kendisini olup bitenlerden sorumsuz olarak görmesini söyleyebiliriz.
Affınıza sığınarak ve üzülerek ülkedeki fuhuş sektörüyle alakalı bir raporu sizinle paylaşmak istiyorum. “İnsan Hakları Derneği (Şefkat-Der) yayınladığı raporda ülkedeki fuhuş gerçeğini ortaya koydu. ‘Hayatı Çalınan Hayatsız Kadın’ konulu rapora göre, 55 ilde bulunan genelevlerde, “vesikalı (izin belgeli) 3 bin kadın”, genelev dışında ise “vesikalı 15 bin kadın” çalıştırılıyor. 100 bin kadının da kayıt dışı olarak çalıştırıldığının belirtildiği raporda bu rakamın 50 bininin çocuk olduğu dile getiriliyor… Gayri resmi genelevlerinde, randevu evlerinde, otellerde, çeşitli mekanlarda, sokaklarda kayıt dışı olarak çalıştırılan seks kölesi kadınlarının sayısınınsa 100 binden fazla olduğu raporda vurgulanıyor. Bu sayının 50 bininin 18 yaşından küçük çocuk olduğu dile getirilirken 60 yaşındaki kadınların bile çalıştırıldığı aktarılıyor. Düzenli olarak hayat kadınları ile beraber olan erkek sayısının “1 milyonu” geçtiği belirtilen raporda, Türkiye’deki bazı genelevlerin bedelinin 300 bin TL’den 3 milyon TL’ye kadar çıktığı kaydediliyor. Yerli ve yabancı binlerce kadının fuhuş tuzağına düşürüldüğünün açıklandığı raporda, Türkiye’deki seks köleliği ticaretinde dönen rantın 5 milyar doları bulduğu vurgulanıyor.”
Hatta ülkemizdeki vergi rekortmenlerinden bir tanesi birçok genelevin sahibi olan “MatildManukyan’dır”(öldü) Ermeni kökenli Türk genelev patroniçesi. İşlettiği genelev sayısını 37’ye çıkarmıştı. Genelevlerden kazandığı paraları gayrimenkule dönüştürerek ailesinden kalan gayrimenkul sayısını artıran Manukyan 6 kez vergi rekortmeni olarak çeşitli ödüller almıştı.
Peki yaratılışı itibariyle hem kendisine karşı sorumlu olan hem de çevresine karşı sorumlu olan insana ne oldu da sorumsuzca davranarak bugün dünyada ki olumsuzlukların revaç bulmasının önü açıldı?
Osmanlının son dönemlerinde sinsice, cumhuriyet döneminde alenen hakim kılınmaya çalışılan Batı kültürü bu toplumu bir çok bağından hızla çözdü. Bu kadar hızlı çözülmeyi bunu yapanlar bile tahmin etmiyordu.
İşe, dini vicdanlara ve cami duvarları arasına hapsetmekle başladılar. Bu milleti önce buna inandırdılar. Çünkü bu milletin yaşantısının tek referansı inancıydı. Önceliği Allah’ın rızaydı. Bunu elde etmek içinde Kur’anave peygambere (selam üzerine olsun) tabi olmaları gerekiyordu.
Bu kötülüklerden beslenenler önlerindeki en büyük engelin bu referansa göre hareket edenler olduğunu biliyor ve görüyorlardı. Onun için bütün güç ve imkânlarıyla, bu referansla ihya olan insanlarla uğraştılar ve sonunda başardılar.
İşte bu referans ve bu referansı kabul edenler arasında bir uzaklaşmayı ve neticede bir kırılmayı sağladılar. Bu kırılmanın neticesi ise bugün ki dünyanın hal-i pür melalidir. Bu referans insana enerji veriyordu, bu referans insanı diri tutuyordu ve bu referans bu kötülüklerin ortadan kaldırılmasını emrediyordu.
Neticede kötülüklerin önündeki en büyük engeli kaldırdılar ve kötülükler her tarafa yayıldı.