HDP’nin Kürt siyaseti iflas etmiştir. Yıllarca Kürtlerin hakları diye yola çıkan bu oluşum özüne dönmeye başlamıştır. Bunlar mağdurken demokrat, mağrurken faşisttirler. Bu kişilere göre bölgedeki asıl sorun, kültürel ve kimliksel haklar değil, inançlı ve muhafazakâr bir kitlenin varlığıdır. Burası çok önemli bir husustur.
İki yıldır devam eden çözüm sürecinde en büyük kazancımız insanların ölmemesi ve anaların ağlamamasıdır. Fakat yıllarca kandan beslenen ideolojiler ve siyasetler can çekişmektedir. Süreci baltalamak için türlü yollara başvurulmakta, zaman zaman gelen şehit haberleri bunlara yaşam kaynağı olmaktadır. Çözüm sürecinin devam etmesi, neticelenmesi bu insanlara olan ihtiyacı ortadan kaldıracaktır. Bu nedenle çözüm süreci en yüksek kararlılıkla ve somut bir şekilde devam etmelidir.
Son günlerde yaşanan olaylar ve güvenlik güçlerine yapılan saldırılar nedeniyle şehit olan vatandaşlarımız yüreğimizi yakmaktadır. Fakat oyunun farkında olmalı ve süreci her zamankinden daha fazla desteklemeliyiz. Hükümete düşen görev, süreci daha fazla uzatmadan neticelendirmesidir. Bölgede var olan puslu havayı bir an önce dağıtmalıdır. Bu günkü ortam, her türlü şer odakları için bulunmaz bir ortamdır. Her an provokasyona açık tehditler barındırmaktadır.
“İman; insanı insan eder, belki sultan eder. Küfür ise insanı gayet aciz bir canavar, hayvan eder. “ Evet iman ile insan asıl kimliğine ulaşır. Fakat imanın olmadığı bir yaşam tarzı insani özelliklerden uzaktır. Bunu, son günlerde bulunduğumuz bölgede gördük. Bir tarafta kurban eti dağıtan gençler, diğer taraftan evlerine sığınan bu insanları ihbar edip, PKK’lılara teslim eden canavarlaşmış bedenler... Çözüm sürecinden sonra bölgede ortaya çıkacak en büyük problem; bölgenin hâkimiyeti meselesidir. İthal sosyalist, materyalist zihniyet bölgeyi baskı altına alarak egemenliğini devam etmek isteyecektir. Buna karşı muhafazakâr, mütedeyyin insanlar geçmişten gelen özleri ile varlıklarını sürdüreceklerdir. Devlet bölgede terörü sonlandırırken, orada adeta enkaza dönüşmüş, insanların dini hassasiyetlerini de dikkate almalıdır. Çözüm sürecinden sonra 30 yıldır tahrip edilen dini kimlikler de mutlaka onarılmalıdır. Bölgede mutlaka inançlı ve bilinçli bir gençlik yetiştirilmelidir. Bu; hem bölgenin yeniden inşası, hem de temelleri sağlam bir kardeşlik için olmazsa olmazlardandır.
Her türlü ırkçılığın düşmanı İslamiyet’tir. İslamiyet’in hâkim olduğu yerde ne Türk milliyetçiliği barınabilir, ne de Kürt milliyetçiliği. Osmanlı tarihine de baktığımızda bunu görürüz. Birçok milletten insan yüzyıllar boyunca aynı çatı altında yaşamışlardır. Ortak paydamız İslamiyet olmalı ve bu şekilde birbirimize kenetlenmeliyiz.
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.
(Mehmet Akif Ersoy)