Vücudumuzun yaşamını sürdürebilmesi için karbonhidrat, yağ, protein, vitamin, su ve mineraller gibi maddelere ihtiyaç vardır. Bu maddeleri de çeşitli besinler yoluyla elde ederiz. Fakat, besinlerle gelen bu maddeler, vücudun kullanabilmesi için fazla büyüktür. İşte, vücuda alınan bu besin maddelerinin ve içeriklerinin kana ve hücrelere geçebilecek kadar küçük parçalara ayrılması işlemine sindirim denir. Bu olayı gerçekleştiren sisteme de sindirim sistemi adı verilir.
Bu sistem, hayatımızı devam ettirebilmemiz için zaruridir. Besinlerin içerisinde bulunan bazı maddeler hoşumuza gitmese de varlığımız için gereklidir. Çünkü vücudun bir denge sistemi vardır ve bu sistem en hassas şekilde yaratılmıştır. Fakat vücut bazı besinler karşısında direnirse o zaman da kabızlık olur. Kabızlık ise istenmeyen bir durumdur. Uzun süren kabızlık, toksik maddelerin etkisiyle başağrısına, sindirim bozukluğuna, zayıflamaya ve rengin solmasına neden olur. Böyle olumsuz tablolarla karşılaşmamak için sindirim sistemimize dikkat etmeliyiz ve gerekli durumlarda dışarıdan desteklerle sindirimi sağlamalıyız.
Yazı biyolojik bir dengeyi anlatsa da aslında konumuz siyasi olaylar. Anamuhalefet Genel Başkanı son olarak 'Savaş hali dışında, Erdoğanla görüşmeyeceğiz' demiş. Duygusal olarak böyle hissetmesi normal. Çünkü 12 yıl boyunca referandum dahil 9 kez girdiği seçimlerde sürekli galibiyet almış birisi ile görüşmek istemiyor. Son yapılan seçimde ise partisinde misyon, vizyon, elezyon melezyon bırakmayarak, başta kurulduğu günden bu yana laikliğe karşı tehlikeli olarak gördüğü, dindar kesimden bir kişiyi aday olarak tercih etti. Bu da yetmedi paralel yapı desteğiyle seçim çalışmalarını sürdürdü. Bunun yanında zıt iki kutup olan MHP ile de temasa geçti. Yeter mi? Yetmez!
BBP, LDP, DP, BTP, DHP, TSİP, DYP, KP gibi partilerinde desteğini istedi. Böylece partisinin ne misyonu kaldı, ne de vizyonu. Hayal dünyasının sınırlarını zorlayarak girdiği seçimden büyük bir yenilgiyle ayrıldı. Aslında ne kendi olabildi, ne de olmak istediği kişi.
Hal böyle olunca yenilgi sindirilemediği için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yemin törenine katılmadılar. Köşkte düzenlenen resepsiyona da katılmadılar. Son olarak da kendi partilerinin isimlerinde bulunan Cumhuriyet ve Halk terimlerini bir tarafa bırakarak akıllara ziyan bir şekilde, halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı ile görüşmeyeceklerini söylediler. CHP'nin bu tavrı ilkokul seviyesindeki bir çocuğun yenilince mızıkçılık yapıp 'ben oynamıyorum' demesinden daha basit bir ruh halidir.
CHP'ye buradan birkaç tavsiyede bulunacağım;
1. Sindirim önemli bir olaydır. Sakın bunu gözardı etmeyin.
2. Sindirebilmeniz için bol bol spor yapmalısınız.
3. Sindirmede yine de sıkıntı yaşarsanız bol bol maden suyu için. Sindirime çok iyi geliyor.
Ama şunu unutmayın ki! Hoşunuza gitmese de sindirmeniz lazım. Bu da siyasi bakış açınız için gerekli. Yoksa maazallah kabız olursunuz.