Menü Besni, besni, Gazetesi, BESNI, BESNİ, BESNİ GAZETESİ, Besni Gazetesi, Besni Haber, Reklam, kaşe, kase, tanıtım, broşür, brosür, gazete besni, afis, afiş, Adıyaman Haberleri, son dakika, son dakika haberler,
Fatih POLAT

Fatih POLAT

Tarih: 25.04.2013 00:15

Dört Formül

Facebook Twitter Linked-in

Yeryüzünde mevcudiyetlerini sürdüren bütün medeniyetlerin yegâne mefkureleri kendi medeniyetlerini dünyaya hâkim kılmak ve dünyayı yönetmek olmuştur. Bu, biraz da insan fıtratı ile yakından alakalı bir husustur. Bu fıtratı Allah Teâlâ insanın benliğinde yaratarak tembellikten, pasiflikten kurtulmasını dilemiş ve bunun neticesinde de insanlardan dünyayı, indirmiş olduğu kanun ve nizamlara göre ıslah etmelerini istemiştir. Fakat insan bu hakikati unutarak yeryüzünde  kendini mutlak otorite olarak görmeye başlamış ve bunun savaşını başlamıştır.


İnsanın fıtratında var olan benlik hissi eğer vahiyle terbiye edilerek  kontrol edilmezse işte o zaman dünya yaşanmaz bir dünya haline geliyor. Hasseten  bütün insanlığa ve bütün canlılara fazlasıyla yetecek olan yeryüzü, benlik girdabına kapılmış tek bir insana bile yeterli gelmiyor.


Üstat Sezai Karakoç’un  bir vesile ile vurguladığı gibi yakın geçmişimizde yaşanan krizlerin temelinde “ var olma” mücadelesi yatmaktadır.  Bu mücadeleyi veren medeniyetlerden biri ve en önemlisi hiç şüphesiz İslam medeniyetidir. Aslında bu medeniyet, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Adem den bu yana dünya sahnesindedir. Bu medeniyetin kalkış noktası vahiydir.  Hedefi ise insanlığın huzuru ve mutluluğudur.


Tabi bu medeniyetin gayesini gerçekleştirecek olanlar ise bu medeniyete inanan ve yaşayan Müslümanlar olacaktır. Müslümanlar bu medeniyete sahip çıktıkları sürece bu medeniyet Müslümanlara kafi gelecek, onlara yetecek ve kimseye muhtaç etmeyecektir.


İslam medeniyetinin sahnede olduğu zamanlarda diğer medeniyetlerin mensupları dahi rahat etmişlerdir. Ama ne zaman ki Müslümanlar kendi medeniyetlerine sırtlarını dönmüş, ondan uzaklaşmış iseler o zaman bütün insanlık kaybetmiştir. 


Yaşadığımız dünyaya bir bakalım; doğusuna, batısına, kuzeyine, güneyine neresine bakarsak bakalım. İnsanların mutlu ve huzurlu olduğunu  söylemek pek doğruları yansıtmayacaktır. İşte tüm insanlığın mutluluğu ve huzuru için Müslümanların, üstat Sezai  Karakoç’un ortaya koyduğu şu dört formülü uygulamaya acilen ihtiyaçları vardır.


Bundan sonrasını üstada bırakalım:

“İslam dünyasında dört kavram üzerinde çalışmak gerekiyor; 1- İslam İnsanı, 2- İslam Milleti, 3- İslam Ümmeti, 4- ve İslam Medeniyeti. İslam âleminin bütün sıkıntısı bu noktalarda toplanmıştır. İslam âlemi birlik bütünlük içinde olmalıdır. Ama şu anda tam tersi durumdadır. Ruhlar da istila edilmektedir.


İslam insanı kendi kafası ile düşünmüyor. Başka yerlerden aldığı ideolojik kavramlarla düşünüyor. Tabi ki Batı’yı da Doğu’yu da bileceğiz. Ama önce kendi kavramlarımızı bileceğiz, bunlarla düşünüp üreteceğiz. İslam medeniyeti bir çözülmeyi yaşıyor.


Bunun için öncelikle kendi kavramlarını gözden geçirmeli. Bunu yapamadığımız takdirde devamlı dışarıdan akıl almaya çalıştıkça mutlaka hayal kırıklığına uğrayacağız. Kardeşliğimize ırk ya da zenginlik fakirlik engel olamaz. Bütün İslam dünyasında bunu yeniden işler hale getirmeliyiz. Bu toplum yeni çağlar açmalı. Geçmişte çok çağ açtık, gelecekte de yeni çağlar açılacaktır. İslam dünyası olarak yeniden doğuşumuzu gerçekleştirmeliyiz.”


Hastalık ve tedavisi belli. O halde… vesselam.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —