Her geçen gün gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak sosyal paylaşım siteleri hayatımızda bariz bir şekilde görülmeye başlandı. İnternet, akıllı telefon, facebook, twitter vb. derken bu sosyal ağlarla etrafımız hayli bir örüldü. Ve her geçen gün daha da bir örülüyor. Literatürümüze “sanal alem” diye bir kavram girmiş bulunuyor. Alışverişler, tanışmalar, muhabbetler, fikirsel tartışmalar, yorumlar, beğeniler, eleştiriler ve örgütlenmeler artık sanal alem vesilesiyle yapılıyor.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, gerçek aleme bu denli hakim olan sanal alemin, zararlarına karşı uyanık olmaktır. Buradaki zarardan kastımız sadece maddi zarar olmayıp, manevi zararları da kapsamaktadır. Sorumluluk açısından gerçek alemle sanal alem arasında hiçbir fark yoktur. Dolayısıyla, mesele bazılarının zannettikleri gibi “sanal alemde gördüklerimizden, yazdıklarımızdan, izlediklerimizden ve dinlediklerimizden dolayı sorumlu olmayız” değildir.
İşte tam bu noktada sorumluluk bilinci taşıyan insanlar için sanal alemle ilgili sorumlulukları hatırlatan, kırmızı çizgileri belirleyen bir rehberin olması gerekmektedir. İnsanlar bu rehberi okuyarak sanal alemdeki sınırlarını öğrenmeleri gerekir. Yeni yazılan İlmi-hal kitaplarında böyle bir bap açılmalıdır. Böyle bir çalışma var mı bilmiyorum ama şimdilik Abdulaziz Kıranşal’ın “sosyal medya ilmi-hali” kitabı bu alanla ilgili bazı sorunları dile getirip bazı soruları da cevaplaması açısından bir boşluğu dolduruyor. Şimdi bu kitaptan bazı alıntılar yapalım.
Sanal Âlemin Hesaba Çekileceğini Unutmak
Sayısız çirkinliğin yalnızca bir tık öteye taşınabildiği internet ortamı Müslümanlar için de günahlara külfetsiz girilebilecek bir ortam haline gelmiştir. Bu durumun başlıca sebeplerinden birisi de insanların sanal âlemde yaptıkları yanlışları, girdikleri siteleri “geçmişi” silerek kurtulabileceklerini sanmalarıdır. Kimi kandırıyoruz? Asıl geçmişimizin Hesap günü dürülmek üzere önümüze konacağını bilmiyor muyuz? Sabahtan akşama kadar yaptıklarımızı kaydetmekle yükümlü melekler bize çoktan bir internet defteri açmıştır, değil mi? Şuan ne yapıyor olduğunuz, az önce neleri izliyor olduğunuz veya hepsinin öncesinde neleri keşfetmiş olduğumuzdan hesaba çekileceğiz! İğrençliklerin zirve yaptığı bu sanal âlemlerde gezinirken unutmayın ki karanlık bir gecede siyah taşın üzerindeki karıncayı gözeten bir Rabbimiz var! Eşinizden dostunuzdan sakladığınız geçmişinizi O’ndan nasıl saklayacaksınız?
Sosyal medya ile insan kendi amel defterinin küçük bir kopyasını tutmaktadır.
Aslında insan, sosyal medyayla kendi amel defterinin küçük bir kopyasını da tutmaktadır, diyebiliriz. Ne yedik, neredeyiz, kiminleyiz, hangi saat ne yaptık, instagram ve facebook paylaşımlarımız bunun en güzel örneğidir. Bir yıllık instagram ve facebook paylaşımları hayatımız ve gittiğimiz yön hakkında küçük de olsa ip uçları verecektir. Unutmayalım, kıyamet günü belki gerçek âlemde yapıp ettiklerimizden daha fazla sanal âlemdeki hayatımız başımıza bela olabilir. Çünkü gerçek hayatta ömrümüz boyunca tanıştığımız ve bir şekilde ilişki kurduğumuz insanlarla olan hesabımızın dışında sanal alemde, sosyal medyada ilişki kurduğumuz binlerce insanla olan hesabımız da kıyamet gününde karşımıza çıkacaktır.
Sahte profil ve modern münafıklık
Kadın olduğu halde erkek ismi ve resmi kullanarak, erkek olduğu halde kadın ismi ve resmi kullanarak, gerçek kimliğini gizleyerek, türlü aldatmalara ve yalanlara başvurarak insanları kandırmak bir münafıklık özelliğidir. Yalanın, sahtekarlığın, aldatmanın sosyal medya üzerinden olması bu durumu asla değiştirmez. Elbette ki bu yollara başvuranları toptan münafık ilan edemeyiz. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, böyle yapmayı alışkanlık haline getirenler bir parça da olsa münafıklık karakterinden bir özelliği üzerlerinde taşımaktadır. Eğer bu durum giderek ilerler, yalan ve aldatma bir karaktere dönüşürse işte o zaman münafıklık karakteristik bir hal almıştır diyebiliriz.
Günahın fiberi, dijitali, kotalısı, kotasızı olmaz
Bugün internet, insana her boy, her çeşit günahı kolayca servis edebilmektedir. İnternet kablolarıyla birlikte günahlar evlerimize, hatta ceplerimize kadar girebilmektedir. Bu bakımdan modern insanın günahla imtihanı daha çetin geçmektedir. Sanal ortamda işlenen günahların normal hayatta işlenen günahlardan hiçbir farkı yoktur. Günahın sanal olmaz, günah günahtır. Günahın fiberi, dijitali, kotalısı, kotasızı olmaz.