Terör örgütleri, ( Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP), Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist Hareketi (TKP/ML), Devrimci Komünist Partisi (DKP), Maoist Komünist Partisi (MKP), Türkiye Komünist Emek Partisi-Leninist (TKEP-L), Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği (TİKB) Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi/ Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birliği (THKP-C/MLSPB), Devrimci Karargah Örgütü ) 12 Mart 2016 tarihinde yayınladıkları ortak bildiri ile PKK çatısı altında Türkiye’ye karşı birleştiklerini duyurdular.
Açıklanan bu organizasyonun içerisinde yer alan, fakat çeşitli nedenlerle ilan edilmeyen TAK, ve DAEŞ gibi farklı terör örgütleri de mevcut. Zaten bu bildirinin ertesi günü 13 Martta Kızılayda PKK’nın taşeron örgütü TAK tarafından düzenlenen canlı bomba saldırısı sonucu 36 vatandaşımız hayatını kaybetti. Yani anlaşılacağı üzere şu anda bütün terör örgütleri ittifak halinde Türkiye’yi hedef almış durumda.
Farklı zamanlarda, farklı amaçlar için kurulan bu örgütlerin bugün birleşmelerindeki asıl amaç nedir?
Zaten, zaman zaman Türkiye’de eylemler gerçekleştiren bu örgütler bugün birleşince nasıl bir sonuca ulaşacaklar? Ellerine ne geçecek?
Bu örgütler toplumun farklı kesimlerine, farklı örgütler göndererek 1 Kasım seçimlerinde tekrar tek başına iktidar olan Ak Partiyi devirme arayışındalar. Bunun için de zaman zaman farklı görüşteki gruplara, farklı terör örgütleri ile eylemler düzenleyerek halkı topyekün ayağa kaldırma telaşındalar. Bu yöntem terör örgütlerine daha fazla hareket alanı sağlamaktadır. Eylemler tek bir örgüt üzerinden gerçekleştirildiği zaman toplumun farklı kesimleri aynı terör örgütüne karşı cephe almış olacaktı. Fakat bu şekilde ortak bir tepkinin önüne geçilerek halkı terör örgütüne değil de, hükümete karşı kışkırtma amacındalar.
Örneğin; Kızılaydaki saldırıyı PKK, Taksimdeki saldırıyı DAEŞ yaptı. Emri veren aynı yer, fakat eylemciler farklı örgütler. 1980 darbesinde 1 sağdan, 1 soldan öldürülen insanlar gibi.
Bütün terör hadiseleri, devlet nazarında aynı terazide tartılır. Hepsinin adı terördür ve hepsi ile mücadele edilir. Fakat, emri veren kişilerin amacı; bilinçli bir kaos oluşturarak halkı bölmek olduğu için Kızılay ihalesini PKK’ya, Taksim ihalesi de DAEŞ’e verilmiştir.
Peki Taksim ihalesi neden PKK’ya verilmez? Çünkü PKK terör örgütü destek aldıkları İsrail, Batı ve Rusya desteğini kaybetmek istemez. Aynı şekilde Sultanahmet saldırısı PKK’ya değil de, DAEŞ’e verilir. Çünkü Sultanahmet’te saldırıya uğrayanlar Almanlar, Taksimde ise daha çok İsraillilerdi.
Aslıda terör örgütleri arasında kurulan bu kirli ittifak pekte yabancı olduğumuz bir olay değil. Hatırlayacağınız üzere, 1 Haziran seçimlerinden önce hemen hemen bütün sol örgütler, partiler, feminist gruplar, LGBT ve dernekler ile muhafazakar bildiğimiz etnik temele dayanan bazı dernekler, HDP çatısı altında birleşerek seçime girdi. Hatta bu ittifaka CHP Genel Başkan Yardımcısı (Murat Özçelik) dahil, birçok CHP’li seçmen de destek verdi.
1 Haziran öncesi siyasi alanda HDP ile kurulan bu ittifakın aynısının, bugün PKK çatısı altında terör örgütlerinde meydana getirildiğini görüyoruz. Kısaca; memlekete düşman ne kadar siyasi örgüt varsa HDP çatısı altında, ne kadar terör örgütü varsa da PKK çatısı altında birleşmiş durumda.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Milli Seferberlik” çağrısına bu açıdan bakmak ve okumak lazım. Bütün terör örgütleri milli birliğimize karşı birleşmişken, bize düşen “Milli Seferberlik” ile karşı koymak, tek vücut olmaktır.