Tarih: 23.01.2026 19:11

Sibel Turan: ‘Adıyaman’da cemiyet çok, gazeteciye sahip çıkan yok’

Facebook Twitter Linked-in

Yamanhaber.com.tr sitesinde yayımlanan yazısında Turan, Adıyaman'da gazetecilerin çok olduğunu ancak gazetecinin hakkını savunacak, omzuna el koyacak, "yalnız değilsin" diyecek bir yapının bulunmadığını savunarak, "Gazeteci çoktur ama gazetecinin yanında duran yoktur. Cemiyet çoktur ama cemiyet hissi yoktur" değerlendirmesinde bulundu.

'Cemiyetler Buharlaşıyor'

Adıyaman'da çok sayıda gazeteciler cemiyeti olmasına rağmen bu yapıların sahada karşılık üretmediğini belirten Turan, cemiyetlerin çoğu zaman yalnızca tabeladan ibaret hale geldiğini ifade etti.

Turan, "Kapısı açılmayan, telefonu çalmayan, sahaya inmeyen, gazetecinin derdini yalnızca kulaktan dolma bilen yapılardır bunlar" sözleriyle cemiyetlerin protokolde görünmenin ötesinde bir sorumluluk taşımadığını dile getirdi.

Deprem Sürecinde Gazeteciler Enkazın Ortasında Kaldı

6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman'da gazetecilik yapmanın kelimenin tam anlamıyla enkazın ortasında meslek icra etmek anlamına geldiğini vurgulayan Sibel Turan, çok sayıda gazetecinin evini, bürosunu, arşivini kaybettiğini hatırlattı. Soğukta konteyner önünde, bazen arabasında, bazen bir kahvenin köşesinde haber yazmaya çalışan basın emekçilerinin varlığına dikkat çeken Turan, bu süreçte cemiyetlerin büyük kısmının sahadaki gazetecilere ulaşmadığını savundu.

"Bu süreçte kaç cemiyet gerçekten onların kapısını çaldı? Kaçı 'Neye ihtiyacın var?' diye sordu?" ifadelerini kullandı.

Kadın Gazeteciler İçin Tablo Daha Ağır

Yazısında kadın gazetecilerin yaşadığı özgül sorunlara da geniş yer veren Turan, deprem sonrası kaos ortamında sahada çalışan kadın basın emekçilerinin hem güvenlik kaygısıyla hem de toplumsal önyargılarla mücadele etmek zorunda kaldığını belirtti. Gece haber takibi yaparken tedirgin olan, sahada görünür olduğu için hedef haline gelen kadın gazetecilerin yalnız bırakıldığını ifade eden Turan, "Peki bu kadınların yanında duran kaç cemiyet oldu? Kaçı kadın gazetecinin yaşadığı özgül sorunları gündemine aldı?" sorularını yöneltti.

Genç Gazeteciler İçin Meslek Bir Sabır Sınavına Dönüştü

Sibel Turan, genç gazetecilerin ise meslek içinde çoğu zaman değersizleştirildiğini, baskılandığını ve emeğinin karşılığını alamadığını dile getirdi. Genç gazetecilerin sigortasız çalıştırıldığını, "idare et" denilerek susturulduğunu belirten Turan, cemiyetlerin bu konuda da etkisiz kaldığını savundu:

"En zor görevler onlara verildi ama en küçük hak talebinde kapılar yüzlerine kapandı."

'Sessizlik Nezaket Değil, Suç Ortaklığıydı'

Deprem sonrası basın emekçilerine yönelik destek projelerinin geliştirilemediğini ifade eden Turan, ekipman ihtiyacının kronikleştiğini, barınma meselesinin gündeme bile alınmadığını kaydetti. Bazı yardımların ise tüm gazetecilere eşit biçimde ulaşmadığını savunan Turan, şu ifadeleri kullandı:

"Bazı cemiyetlerde bu yardımlar sessizce belli isimlere aktarıldı. Kimse yüksek sesle konuşmadı. O sessizlik bir nezaket değildi; düpedüz suç ortaklığıydı."

'Yeni Bir Cemiyet İhtiyacı Çok Net'

Kentte bu kadar cemiyet varken yeni bir yapıya ihtiyaç var mı sorusuna da yanıt veren Turan, mevcut yapıların sahadaki gazeteciyi koruyamadığını, kadın ve genç gazeteciyi görmezden geldiğini belirtti.

"Cemiyet tabela değildir. Cemiyet koltuk hiç değildir. Cemiyet sahada olanı anlamaktır" diyen Turan, gerçek gazeteciliğin yükünü taşımayanların meslek örgütü iddiasında bulunmasının safdillik olduğunu söyledi.

'Adıyaman'ın İhtiyacı Koltuktan Değil Sahadan Konuşan Bir Anlayıştır'

Yazısını bir çağrıyla tamamlayan Sibel Turan, Adıyaman basınının gerçek anlamda mesleki temsil ve dayanışmaya ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Turan, Adıyaman'ın ihtiyacının; kadın ve genç gazeteciyi merkeze alan, alaylı-mektepli ayrımı yapmadan sahada çalışan gazeteciyi temsil eden, gazetecinin derdini kendi derdi bilen bir yapı olduğunu ifade ederek, "Ta ki cemiyetler gerçekten cemiyet olana kadar" sözleriyle yazısını noktaladı.

Kaynak : PERRE




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —