Geçtiğimiz haftanın en önemli konusu kuşkusuz Davos toplantısında yaşanan gelişmelerdi.
Zirvenin Gazze konulu panelinde konuşmacılardan Erdoğan ile Perez arasındaki tartışmaların olduğu bölümler başta Türkiye ve islam alemi olmak üzere tüm dünyada heyecan uyandırdı.
Panelin diğer konuşmacıları olan BM sekreteri ve Arap Birliği başkanın Gazze sorunu üzerine yaptığı konuşmalar İsrail’in yaptığı zulümleri kınar ve eleştirir nitelikte olmakla beraber; içtenlikten yoksun, yavan, bu zulümleri yapmasanız çok iyi olur” gibisinden temenniden öteye gitmeyen eleştiriler idi.
Bu eleştiriler Perez için devamlı duyduğu, o kadar da olur cinsinden pek önemsemediği eleştirilerdi.
Asıl kıyamet Erdoğan konuşmasına başladığında koptu. Gazze işgalinin başladığı günden bu bu yana, burada yaşanan zulmü, insanlık dramını bir an evvel susturmak için gerek ülke ülke dolaşarak gerekse de yaptığı konuşmalar ile elinden gelen her şeyi yapmıştı. Asıl yapacaklarını ise Davos’a saklamıştı adeta.
Konuşmasında Gazze de yaşanılan zulmü o kadar içten, canı gönülden, öylesine heyecanlı bir şekilde anlatıyordu ki; başbakanın ciddiyetini ve davayı sahiplendiğini müşahade edebiliyorduk.
Erdoğan’ın İsrail’e yönelik eleştirileri ardı ardına geliyordu. Bu eleştirilerin dozajı Perez’i kudurtturmaya yetmişti. Arının deliğine çomağı sokmuştu bir kere Erdoğan....
Perez, Erdoğanın bu eleştirileri karşısında epey bir gıcık olmuştu, neye döndüğünü şaşırmıştı. Nasıl olur da yıllardır suskun olan bir Türkiye’den bu dozajda eleştiriler gelebilirdi. Önceki başkanlar pısırıktılar, el pençe dururlardı karşılarında. Bu da kim, bu ne cüret, hiddetiyle başladı konuşmasına Perez.
O kadar sinirlenmişti ki konuşmasının tamamına yakınını, salondakileri ve kameraları göz ardı ederekten, Erdoğan’a dönerek, yüksek ses tonu, mimik ve el hareketleri ile adeta azarlarcasına yaptı. Konuşmasında “Biz Gazze’ye su verdik, ceryan verdik. Çilek tohumları verdik. Çok güzel çilekler oluyordu. İriydi, bal gibiydi. Gazze ise bize roketle karşılık veriyordu.” Bu tür örnekler ile Perez, salondakilere saldırının haklılığını ruhu okşar bir şekilde veriyordu. Bunu aldığı alkışlarla başardığını, Erdoğan’a ağzının payını verdiğini, onu alt ettiğini sanarak biraz gevşemişti.
Oysa Perez, sert bir kayaya tosladığının farkında değildi. Haşinle mikrofonu kapan Erdoğan: “Sesini yükseltme; karşında çocuk yok senin Perez” dedi. Salondakileri ve kamuoyunu kandırabilirsin ama ben yutmam, bu yalanları” diyerek, Perez ve salonda alkış tutanlara asıl şoku o zaman yaşatmıştı.
Bu olup bitenleri izlerken, uluslararası alanda içine kapanmış, sindirilmiş bir millet ve islam aleminin ferdi olarak ömrüm boyunca hiç bu kadar heyecanlandığımı, onurlandığımı ve gururlandığımı hatırlamıyorum.
Bu duyguları bize yaşatan efsane lider Tayyip Erdoğan’a sonsuz teşekkürler.